Bir ilişkinin bitmesi, duyguların aynı anda sona erdiği anlamına gelmez. Ayrılığın üzerinden haftalar ya da aylar geçmiş olsa bile bir şarkı, tanıdık bir sokak veya gecenin sessizliği eski sevgilinizi yeniden aklınıza getirebilir. Böyle anlarda “Eski sevgilimi çok özlüyorum, ona yazmalı mıyım?” sorusu daha güçlü hissedilir. Fakat özlemek ile yeniden iletişim kurmanın doğru olması aynı şey değildir.
Mesaj atmadan önce asıl ihtiyacınızı anlamanız gerekir. Onu gerçekten mi özlüyorsunuz, yoksa ilişkinin içindeki yakınlığı, alışkanlıkları ve kendinizi daha az yalnız hissettiğiniz günleri mi? Bu ayrımı yapmak, göndereceğiniz bir mesajın sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını daha gerçekçi biçimde görmenizi sağlar.
Eski sevgiliyi özlemek geri dönmek istediğiniz anlamına mı gelir?
Hayır. Birini özlemek her zaman onunla yeniden birlikte olmak istediğinizi göstermez. Bazen insan karşısındaki kişiden çok, onunla kurduğu düzeni özler. Gün içinde konuşacak birinin olması, birlikte yapılan küçük planlar veya kendinizi anlaşılmış hissettiğiniz anlar zihninizde ilişkinin sorunlarından daha canlı kalabilir.
Özellikle yalnız, yorgun veya duygusal açıdan hassas olduğunuz dönemlerde geçmiş daha güzel görünebilir. Bu nedenle eski sevgiliye mesaj atmadan önce özlemin hangi anda yoğunlaştığına dikkat etmek önemlidir.
Onu özellikle yalnız kaldığınızda mı düşünüyorsunuz?
İlişkinin güzel yanlarını hatırlarken ayrılık nedenlerini görmezden mi geliyorsunuz?
Amacınız barışmak mı, merakınızı gidermek mi, yoksa sadece cevap almak mı?
Mesajınıza soğuk bir karşılık gelirse bunu kaldırabilir misiniz?
Hiç cevap gelmemesi sizi şu ankinden daha kötü etkiler mi?
Bu sorulara dürüstçe verdiğiniz cevaplar, mesaj atma isteğinizin geçici bir duygudan mı yoksa gerçekten düşünülmüş bir karardan mı kaynaklandığını gösterebilir.
Ona yazmak ne zaman mantıklı olabilir?
Ayrılık büyük bir kırılma, saygısızlık veya güven ihlali nedeniyle yaşanmadıysa ve iki tarafın da sakinleşmek için zamana ihtiyacı olduysa iletişim kurmak anlamlı olabilir. Özellikle yarım kalmış bir konuşma, açıkça söylenmemiş bir özür veya yanlış anlaşılma varsa kısa ve baskısız bir mesaj netlik sağlayabilir.
Buradaki önemli nokta, mesajın sonucunu kontrol edemeyeceğinizi kabul etmektir. Siz iyi niyetle yazsanız bile eski sevgiliniz konuşmak istemeyebilir, hayatında başka biri olabilir veya geçmişi yeniden açmayı doğru bulmayabilir. Yazma kararınız, yalnızca olumlu cevap alma ihtimaline dayanmamalıdır.
Ayrıca taraflardan biri yeni bir ilişki içindeyse iletişim kararı çok daha dikkatli değerlendirilmelidir. Özlem duymak tek başına mevcut ilişkinin sınırlarını aşmayı haklı çıkarmaz. Önce kendi ilişkiniz ve niyetiniz konusunda dürüst olmak, kimseyi belirsizlikte bırakmamak gerekir.
Hangi durumlarda yazmamak daha sağlıklı olabilir?
Bazı ayrılıklarda özlem, yeniden iletişimin iyi bir fikir olduğu anlamına gelmez. İlişki boyunca sürekli küçümsendiyseniz, manipüle edildiyseniz, aldatıldıysanız veya sınırlarınız tekrar tekrar ihlal edildiyse mesaj atmak eski döngüyü yeniden başlatabilir.
Aşağıdaki durumlardan biri varsa biraz daha beklemek daha koruyucu olabilir.
Eski sevgiliniz iletişim kurmak istemediğini açıkça söylediyse.
Sizi engellediyse veya sınır koyduysa.
Şu anda siz ya da o başka bir ilişki içindeyse.
Mesaj atma isteğiniz yoğun kaygı, öfke veya panik anında ortaya çıktıysa.
Tek amacınız onun sizi hâlâ sevip sevmediğini test etmekse.
Daha önce her iletişim girişimi sizi aynı belirsizliğe sürüklediyse.
Böyle bir durumda hemen mesaj göndermek yerine yazmak istediklerinizi telefonunuzun notlarına kaydetmek ve bir gün beklemek işe yarayabilir. Ertesi gün hâlâ aynı açıklıkla iletişim kurmak istiyorsanız kararınızı yeniden değerlendirebilirsiniz.
Yazmaya karar verirseniz mesaj nasıl olmalı?
Mesaj kısa, açık ve karşı tarafı cevap vermeye zorlamayan bir tonda olmalıdır. Uzun bir duygu dökümü, geçmişte yaşanan bütün sorunların tek seferde anlatılması veya “Seni hâlâ seviyorum, sen de beni özlüyor musun?” gibi baskı oluşturan bir başlangıç konuşmayı zorlaştırabilir.
Daha sade bir mesaj, niyetinizi belli ederken karşı tarafın alanına da saygı gösterir. Örneğin, bir süredir onu düşündüğünüzü ve uygun hissederse konuşmak istediğinizi söylemeniz yeterlidir. Cevap vermemesi hâlinde art arda mesaj göndermemek de bu saygının bir parçasıdır.
Cevap gelirse konuşmayı hemen bir barışma görüşmesine çevirmek yerine önce karşı tarafın ne hissettiğini dinlemek daha gerçekçidir. Eski sorunların kendiliğinden ortadan kalktığını varsaymak yerine, ayrılığa neden olan konularda gerçekten bir değişiklik olup olmadığını anlamaya çalışın. Sadece özlemle başlayan bir yakınlaşma, sorunlar konuşulmadığında aynı noktaya dönebilir.
Mesaj atmadan önce kendinize biraz zaman verin
“Eski sevgilime yazmalı mıyım?” sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Doğru karar, ayrılığın nedenine, ilişkinin size nasıl hissettirdiğine, bugün ne beklediğinize ve olası bir hayal kırıklığını kaldırıp kaldıramayacağınıza bağlıdır.
Özlem çok yoğun olsa bile kararınızı yalnızca o anki boşluk duygusuyla vermeyin. Önce neyi özlediğinizi, neden yazmak istediğinizi ve karşılık alamadığınızda nasıl hissedeceğinizi düşünün. Bazen kısa ve sakin bir mesaj belirsizliği azaltabilir. Bazen de kendinizi korumak için hiçbir şey yazmamak, geçmişe dönmekten daha güçlü bir seçimdir.
