Masada dört kişi oturuyorsunuz. Birisi dalgın, birisi telefonuna bakıyor, biri de günün yorgunluğundan iki kelimeyi bir araya getiremiyor. Yengeç ise çoktan odadaki havanın değiştiğini fark etmiş durumda. Birinin ses tonu biraz kısılmış, diğerinin cevabı normalden kısa gelmiş. Kimsenin üzerinde durmadığı o küçücük değişiklik, onun kafasında çoktan yerini bulmuş.
“Bana mı kızdı acaba?”
İşte Yengeç burcu neden her şeyi kişisel algılıyor sorusunun cevabı biraz burada saklı. Mesele yalnızca hassas olmak değil. Yengeç çoğu insanın üstünden atlayıp geçtiği duygusal ayrıntıları fark etmeye eğilimli. Sorun şu ki fark ettiği her ayrıntının gerçekten kendisiyle ilgili olduğunu sanabiliyor.
Bazen biri sadece yorgundur. Ama bunu Yengeç’e anlatmak için küçük bir toplantı yapmanız gerekebilir.
Bir Kelime Söylersin, O Tonunu Hatırlar
Yengeç burcunun hafızası yalnızca “ne oldu” kısmını saklamaz. Nasıl söylediğini, suratının nasıl olduğunu, o gün başka ne yaşandığını da bir köşeye koyar.
Üç ay önce tartışmışsınızdır. Sen tartışmanın konusunu bile unutmuşsundur. O ise mutfakta durduğun yeri bile hatırlayabilir.
Biraz ürkütücü mü? Bazen.
Ama bu hafızanın kötü niyetle çalışan bir arşiv olduğunu düşünmemek lazım. Yengeç için duygular hayatın dipnotu değil, metnin kendisidir. Sevildiğini de oradan anlar, önemsenmediğini da.
Bu yüzden Yengeç burcunun alınganlığı çoğu zaman büyük olaylardan değil, küçük işaretlerden beslenir:
Mesaja eskisinden daha kısa cevap verilmesi
Konuşurken ses tonunun değişmesi
Bir planın ona danışılmadan yapılması
Özel bir günü ya da küçük bir ayrıntıyı unutmanız
Her zamanki sıcaklığın bir günlüğüne bile azalması
Başka biri bunların hiçbirini fark etmeyebilir. Yengeç fark eder. Sonra fark ettiğini düşünmeye başlar. Biraz daha düşünür. Sonra işin içine geçen yıl yaşanan bir olay da girer ve artık hep birlikte bambaşka bir yerdeyizdir.
“Bir Şey Yok” Cümlesi Yengeç İçin Pek İnandırıcı Değildir
Yengeç burcuyla yakın olanların iyi bildiği bir durum vardır. Bir şeylerin değiştiğini hissediyorsa ona “Yok bir şey” demek çoğu zaman meseleyi kapatmaz.
Çünkü sen kelimeyi duyarken o davranışa bakıyordur.
“Bir şey yok” dedin ama yüzün neden öyleydi? Sabah neden daha farklıydın? Dün mesajın daha sıcak değil miydi?
İşte tam burada Yengeç’in güçlü sezgileriyle kuruntusu birbirine dolanabilir. Gerçekten bir şeylerin ters gittiğini yakaladığı zamanlar vardır. Hatta başkalarının fark etmediği gerilimi ilk sezen insan çoğu zaman o olabilir. Fakat radar sürekli açık kalınca bazen olmayan sinyalleri de yakalamaya başlarsın.
Bence Yengeç’in asıl yorucu tarafı duygusal olması değil. Hissettiği şeyi bazen gerçekliğin kendisi sanması.
“Kendimi dışlanmış hissettim” başka bir cümledir. “Beni dışladınız” başka.
Aradaki mesafe küçücük görünür ama ilişkilerde büyük fark yaratır.
Kırıldığında Neden Direkt Söylemiyor?
İşin biraz komik tarafı burada başlıyor.
Bu kadar çok şey hisseden bir burcun, kırıldığında oturup açık açık anlatmasını beklersin. Her zaman olmuyor.
Yengeç bazen doğrudan “Buna üzüldüm” demek yerine sessizleşir. Mesafe koyar. Normalde yaptığı bir şeyi yapmaz. Karşısındaki insanın ne olduğunu anlamasını bekler.
Çünkü kafasında şu düşünce olabilir. “Beni gerçekten tanıyorsa zaten anlaması gerekmez mi?”
Hayır. Bazen gerçekten gerekmez.
Kimsenin duygusal telepati sınavına girmeye niyeti olmayabilir.
Yengeç kırıldığında şu davranışlar daha görünür olabilir:
Konuşmayı azaltmak
İçine kapanmak
“Bir şeyim yok” deyip belli etmek
Eski kırgınlıkları yeniden hatırlamak
Karşısındakinin kendiliğinden fark etmesini beklemek
Ve burada küçük bir kısır döngü başlar. Yengeç anlaşılmadığı için kırılır, neye kırıldığını söylemez, karşısındaki anlayamaz, bu kez “Zaten beni anlamıyor” diye daha çok kırılır.
İnsanın bazen Yengeç’i omuzlarından tutup “Canım, söyle de bilelim” diyesi geliyor.
Her Şeyi Kişisel Almasının Arkasında Biraz da Aidiyet Var
Yengeç için ilişkiler çoğu zaman yüzeyde yaşanmaz. Bir insanı hayatına aldıysa onunla arasında görünmeyen bir bağ kurar. Arkadaşlıkta da, ailede de, romantik ilişkide de “biz” duygusu önemlidir.
Bu yüzden başkasının önemsiz gördüğü bir hareket onda daha büyük yankı yaratabilir.
Plan yapıp haber vermemen senin için unutkanlıktır. Onun için “Beni düşünmedi.”
Bir gün az konuşman senin için yoğunluktur. Onun için “Aramızda bir şey değişti.”
Her şeyi böyle yorumlamak elbette Yengeç’in işini de kolaylaştırmıyor. İnsanların her sessizliği terk ediş, her mesafesi soğuma, her unutkanlığı değersizlik değildir.
Ama Yengeç’in dünyasını anlamaya çalışırken şu ayrıntıyı kaçırmamak lazım. Onun için yakınlık küçük şeylerde belli olur. Hatırlamakta, sormakta, sesindeki tonu fark etmekte, “Eve vardın mı?” diye mesaj atmakta.
Dolayısıyla küçük şeyler güzel olduğunda da onun için küçücük değildir.
Belki Yengeç’in bu kadar çabuk alınmasının bedeli tam da budur. Kolay incinir ama kolay da duygulanır. Bir başkasının sıradan bulduğu küçük bir incelik bütün gününü güzelleştirebilir.
Yani mesele yalnızca her şeyi kişisel algılaması değil. Hayatı biraz fazla kalbine yakın yaşaması.
Bazen güzel. Bazen yorucu.
Özellikle de o kalp, karşısındaki insanın sadece uykusuz olduğunu kabul etmek istemiyorsa.
