İlk haftalarda her şey şahane.
Gece yarısına kadar konuşmalar, aniden yapılan planlar, “Hadi hafta sonu şuraya gidelim” fikirleri. Yay seni hayatının içine öyle rahat alıyor ki insan doğal olarak bunun devamının da aynı rahatlıkta geleceğini düşünüyor.
Sonra ilişki biraz ciddileşiyor.
“Cumartesi ne yapıyoruz?” sorusu artık yalnızca cumartesiyi sormuyor. Bir sonraki ay konuşuluyor. Tatil planı yapılıyor. Arkadaşlarla tanışılıyor. Bir noktada sen fark etmeden ortama görünmez bir kelime giriyor.
Devamlılık.
Yay’ın sandalyesinde hafifçe kıpırdanmaya başladığı yer bazen tam burası.
Yay burcu neden yakınlaşınca kaçar sorusunu yalnızca “bağlanmaktan korkuyor” diye cevaplamak bana hep biraz eksik geliyor. Çünkü Yay çoğu zaman sevgiden değil, sevginin yanında geleceğini düşündüğü şeylerden ürküyor.
Hesap vermekten. Tekdüzelikten. Alanının daralmasından.
Bir ilişkiye girip hâlâ kendisi olarak kalabilecek mi, asıl mesele biraz bu.
Çok Güzel Gidiyordu, Ne Oldu?
Yay’ın ilk zamanlarda ilişkiye getirdiği enerji gerçekten yanıltıcı olabilir.
İlgileniyorsa ilgilenir. Merak ediyorsa sorar. Seni görmek istiyorsa plan yapar. Beraberken de başka yerde olmak istiyormuş gibi davranmaz.
Bu yüzden geri çekildiğinde karşı taraf haklı olarak şaşırır.
“Ben bir şey mi yaptım?”
Bazen hiçbir şey yapmadın.
İlişkinin adı değişti.
Flört ederken istediği zaman gelen, istediği zaman kendi hayatına dönen Yay, yakınlık arttığında artık davranışlarının başka biri üzerinde etkisi olduğunu daha çok hissetmeye başlayabilir. Bir gün ortadan kaybolmanın “Canım öyle istedi” kadar basit olmadığı bir yere gelmiştir.
İşte özgürlüğü seven biri için ilişki ilk kez burada gerçek bir şey olur.
Ve gerçek şeylerin sorumluluğu vardır.
Yay’ın geri çekilmesine özellikle şunlar eşlik edebilir:
Her gün aynı yoğunlukta iletişim beklenmesi
Planlarının sürekli açıklanmasının istenmesi
Kıskançlığın ilgi göstergesi gibi sunulması
İlişkinin çok erken geleceğe taşınması
Kendi başına geçirmek istediği zamanın sorun edilmesi
Bunların hiçbiri bütün Yayların kapıyı çekip gideceği anlamına gelmiyor.
Ama sürekli “Biz ne olacağız?” diye sorulan bir ilişkide, Yay bir süre sonra bugünü yaşamayı unutabilir.
Özgürlük Dediği Şey Gerçekten Ne?
“Özgürlüğümü seviyorum.”
Yay’dan duymaya çok alışık olduğumuz bir cümle.
Fakat bazen özgürlük kelimesi fazla romantik kullanılıyor. Dağlar, yollar, uçak biletleri, plansız yolculuklar geliyor insanın aklına.
Oysa ilişkide özgürlük çoğu zaman bundan çok daha küçük bir şey.
Bir akşam arkadaşlarıyla çıkarken suçluluk duymamak. Mesajı yarım saat geç cevapladığında sorgulanmamak. Pazar günü tek başına dolaşmak istediğinde bunun sevgisizlik sayılmaması.
Yay’ın istediği alan bazen gerçekten bu kadar sıradan.
Fakat burada onun da kendine sorması gereken bir şey var.
Özgürlük ile kimseye açıklama yapmak istememek aynı şey mi?
Değil.
Birini hayatına almak biraz yer açmayı gerektiriyor. Kafana estiğinde üç gün ortadan kaybolup sonra “Ben böyleyim” demek özgür ruh olmak değil. Karşıdaki insanın duygusunu hesaba katmamak.
Yay’ın ilişki konusunda en kolay düştüğü tuzak belki de bu. Kendisini kısıtlanmış hissettiği her an gerçekten kısıtlandığını sanmak.
Bazen senden yalnızca haber bekleyen biri vardır.
Hapishane müdürü değil.
Yakınlık Neden Bir Anda Ağır Geliyor?
Birini tanımaya başlamak Yay için güzel bir bilinmezliktir.
Yeni hikâyeler vardır. Yeni bir zihin vardır. İlk kez gidilen yerler, ilk kez duyulan cümleler vardır. Yay biraz da ihtimal duygusuna aşık olur.
Sonra bir gün artık birbirinizin kahvesini nasıl içtiğini biliyorsunuzdur.
Hangi restorana gideceğiniz aşağı yukarı bellidir. Aynı şakalara gülüyorsunuzdur. İlişki güvenli bir yere gelmiştir.
Çoğu insanın aradığı şey tam da budur.
Yay’ın bir tarafı ise pencereye bakmaya başlayabilir.
Çünkü güven güzel olsa da tekrar hissi onun için kolayca sıkışmışlık duygusuna dönüşebilir. Buradaki mesele sevgisinin bitmesi olmayabilir. Hayatın küçüldüğünü hissetmesidir.
İşte Yay burcu ilişkide neden uzaklaşır sorusunun en ilginç tarafı bence burada.
Bazen kaçtığı kişi değildir.
Kendisinin o ilişkinin içinde dönüşeceğini düşündüğü kişidir.
Sürekli aynı şeyleri yapan, her hafta sonu aynı programı yaşayan, merakını kaybetmiş biri olmak istemez.
Ama ilişkilerin rutin içermesi kaçınılmaz.
Birine gerçekten yakın olmak biraz tekrar demek zaten. Aynı yüzü kötü gününde de görmek, aynı hikâyenin devamında kalmak, her hafta yeni bir insanla tanışmamak.
Belki Yay için yetişkin sevginin zor tarafı tam olarak budur.
Heyecan azaldığında sevginin mutlaka azalmadığını öğrenmek.
Kalmak da Bir Macera Olabilir
Yay’ı ilişkide rahatlatan bazı şeyler aslında çok karmaşık değil:
Ayrı sosyal hayatların korunması
Birbirinin merak alanlarına saygı duyulması
Her sessizliğin kriz yapılmaması
Beraber yeni şeyler deneyebilmek
Yakınlığın kontrolle karıştırılmaması
Ama bütün sorumluluk karşı tarafta da değil.
“Beni sıkma” diyerek kimseyle derinleşmemek kolay. Her ilişki ciddileştiğinde yeni bir başlangıç aramak da bir çeşit rutin olabilir.
Hatta insan fark etmeden yıllarca aynı hikâyeyi farklı kişilerle yaşayabilir.
Tanışmak. Heyecanlanmak. Yakınlaşmak. Sıkışmak. Gitmek.
Sonra yeniden tanışmak.
Özgürlüğünü koruduğunu düşünürken aslında hep aynı çemberin içinde dönmek biraz ironik.
Belki Yay’ın asıl öğrenmesi gereken şey, kalmanın hareketsiz kalmak olmadığı.
Bir insanı yıllarca tanımaya devam edebilirsin. Bir ilişki içinde de yeni yerler görebilir, fikrini değiştirebilir, büyüyebilir, başka biri olabilirsin.
Doğru yakınlık insanın dünyasını küçültmek zorunda değil.
Bazen tam tersine genişletir.
Ve belki Yay’ın kaçmayı bırakması için gereken şey de birinin kapıyı kilitlemeyeceğinden emin olmak değil sadece.
Kendisi kalmayı seçtiğinde hâlâ özgür olduğunu fark etmek.
